Kültür Sanat Yaşam

Jardin des Plantes & Rue Buffon: Bilim ve Mücadelenin Sokağı

Seine kıyısından Rue Buffon’a, oradan Jardin des Plantes’ın yeşiline uzanan bir yürüyüş. Paris’in romantik yüzünün ardında, bilimin ve doğa tarihinin kesiştiği daha derin bir şehir saklı.

Bir Seine taşkınında Rue de Buffon. Sokak, Jardin des Plantes’a açılan tarihî güzergâhlardan biridir.

Paris’in 5. bölgesindeki Rue Buffon, ilk bakışta sıradan bir sokak gibi görünür. Oysa hem bilim hem de toplumsal tarih bakımından oldukça katmanlı bir geçmişi vardır. Sokak, 18. yüzyılda doğa bilimci Georges-Louis Leclerc’in, namıdiğer Comte de Buffon’un girişimleriyle biçimlendi ve Jardin du Roy’a – bugünkü adıyla Jardin des Plantes’a – açılan ana güzergâhlardan biri oldu.

Zamanla burası; araştırma laboratuvarları, koleksiyonlar ve botanik çalışmalarının çevresinde gelişen canlı bir bilim hattına dönüştü. Ama Rue Buffon’un hafızası bilimle sınırlı kalmadı. 1970’lerde kürtaj hakkı mücadelesinin sembolik adreslerinden biri oldu; Kürtaj ve Doğum Kontrolü Özgürlüğü Hareketi’nin (MLAC) merkezi burada kuruldu. Böylece sokak, bilim insanlarının olduğu kadar hak savunucularının da yolu hâline geldi.

Muséum national d’Histoire naturelle: 400 Yıllık Bilim Yolculuğu

Jardin des Plantes’ı sadece bir park sanmak yanıltıcı olur. Burası aynı zamanda Avrupa’nın en köklü bilim merkezlerinden birine, Muséum national d’Histoire naturelle’e ev sahipliği yapar. Alanın temelleri 17. yüzyılda atıldı: Kral XIII. Louis’nin hekimi Guy de La Brosse’un girişimiyle kurulan bahçe, başlangıçta “Jardin royal des plantes médicinales”, yani Kraliyet Tıbbi Bitkiler Bahçesi adını taşıyordu.

1640’ta kapılarını halka açtığında yalnızca bitki sergilenmiyordu. Botanik, anatomi ve kimya dersleri de Fransızca ve ücretsiz veriliyordu. Akademik dünyaya Latincenin hâkim olduğu bir çağda bu, bilgiyi halka açan cesur bir tercihti.

Bahçe asıl atılımını 1739’da Buffon’un yönetime gelmesiyle yaptı; hem fiziksel olarak büyüdü hem de bilimsel ağırlığını artırdı. 1793’te, Fransız Devrimi’nin ardından kurulan Muséum ise bugünkü kimliğine kavuştu: artık bir sergi mekânı değil, bağımsız bir araştırma ve eğitim kurumuydu.

Jardin des Altérités: Bitkilerle Anlatılan Göç Hikâyesi

Jardin des Altérités, bitkilerin yolculuğunu insanlığın göç hikâyesiyle birlikte anlatır.

Jardin des Plantes’ın içinde, çoğu ziyaretçinin fark etmeden geçtiği küçük bir bahçe saklıdır: Jardin des Altérités. Burası klasik bir botanik bahçeden fazlasıdır. Bilimsel araştırmayı sanatsal anlatımla birleştirir ve bitkilerin dünya üzerindeki yolculuklarını görünür kılar. Aynı yolculuk, insanlığın göç tarihini de akla getirir.

Her bitki, geldiği coğrafyadan Paris’e uzanan bir göçmen gibidir. Kimi tropik bir adadan, kimi kurak bir yayladan gelir. Bu serüvenler bahçede kültürel karşılaşmanın, uyumun ve çoğulculuğun birer simgesine dönüşür. Yani burada yürürken bitkilerin yanı sıra farklı toplumların izlerini de okursunuz.

Ağaçların Gölgesinde, Zamanın Dışında Bir Yürüyüş

Asırlık çınarların gölgesindeki ana yol, Paris’in ortasında sakin bir mola sunar.

Jardin des Plantes’ı asıl unutulmaz kılan, müzeleri kadar asırlık ağaçlarıdır. Baharın ve yazın; dev çınarların, kestanelerin ve egzotik türlerin altında yürümek, kalabalıktan bir anlığına sıyrılmaya benzer.

Kuş sesleri, rüzgârda kımıldayan yapraklar ve toprağın kokusu eşlik ederken Paris’in tam ortasında olduğunuzu unutursunuz. Banklar, çakıl yollar ve gölgeli köşeler bu yürüyüşü sakin bir molaya çevirir.

Üç Yüz Yıllık Tanık: Lübnan Sediri

1734’te dikilen Lübnan Sediri, bahçenin en etkileyici simgelerinden biridir.

Bahçenin en kıymetli sakinlerinden biri, 1734’te Bernard de Jussieu’nün diktiği Lübnan Sediri’dir. Fransa’ya getirilen ilk sedirlerden sayılan bu anıt ağaç, üç yüzyıla yaklaşan yaşıyla bahçenin yaşayan hafızasıdır.

Yıllardır bilim insanlarını, öğrencileri ve gezginleri gölgesinde ağırlar. Bu yönüyle yalnızca botanik açıdan değil, tarihsel ve görsel açıdan da bahçenin en güçlü duraklarından biridir. Nitekim Jean-Baptiste Hilaire’in 1794 tarihli suluboyası, Jardin du Roi’yi ve bu sediri bütün ihtişamıyla resmeder.

Jean-Baptiste Hilaire’in 1794 tarihli suluboyasında Jardin du Roi ve sedir. Kaynak: BnF / Gallica

Mevsimsel Not: Asya’dan Esintiler

İlkbaharda kiraz çiçekleri ve laleler bahçeye Asya esintili bir renk katar.

Bahçenin atmosferi mevsimden mevsime değişir. İlkbaharda Japon kiraz ağaçları, Çin şakayıkları ve Himalaya kökenli mavi haşhaşlar göz alır. Sonbaharda ise ginkgo ağaçları, altın sarısı yapraklarıyla zemini âdeta bir halıya çevirir. Her mevsim, Asya’nın başka bir rengini Paris’e taşır.

Evrim, Fosiller ve Bitmeyen Koleksiyonlar

Jardin des Plantes, botanik bahçesi kimliğinin yanı sıra büyük bilim galerilerine de ev sahipliği yapar.

Bugün Muséum, milyonlarca örnekten oluşan koleksiyonlarıyla dünyanın en büyük doğa tarihi merkezlerinden biridir. Grande Galerie de l’Évolution, evrim kuramını etkileyici düzenlemelerle anlatır. Galerie de Paléontologie et d’Anatomie comparée, fosiller ve iskeletler arasında zamanda bir yolculuğa çıkarır.

Galerie de Minéralogie et de Géologie kristalleri, mineralleri ve göktaşlarını sergiler; doğanın hem estetik hem bilimsel yüzünü gösterir. Galerie de Botanique ise herbaryum koleksiyonlarıyla araştırmacılar için gerçek bir hazinedir. Tüm bunlara, Avrupa’nın en eski şehir hayvanat bahçelerinden Ménagerie du Jardin des Plantes da eşlik eder.

Hem Müze Hem Üniversite

Muséum’u benzersiz kılan bir ayrıntı daha var: burası doktora düzeyinde eğitim veren bir kurumdur. Yani sadece gezilen bir sergi alanı değil; aynı zamanda bir üniversite, bir araştırma merkezi ve laboratuvarlar bütünü.

Burada haklı bir soru doğuyor. Louvre ya da Musée d’Orsay için “musée” derken, neden buraya “Muséum” diyoruz?

Yanıt, kurumun kimliğinde gizli. Muséum’da koleksiyonlar sergilenmekle kalmaz; bilimsel araştırma yapılır, yeni bilgi üretilir, öğrenci yetiştirilir ve bu bilgi halkla paylaşılır. “Muséum” adı işte bu çok yönlülüğü anlatır: müze, okul, laboratuvar ve toplumla bilim arasında bir köprü.

Bilimi halka ulaştırmak ve gelecek kuşaklara aktarmak, kurumun dört yüzyıllık misyonunun özüdür. Jardin des Plantes’ta atılan her adım bu yüzden sıradan bir Paris gezisinden fazlasıdır; bilimin, doğanın ve insanlık tarihinin birbirine karıştığı yaşayan bir hafıza yürüyüşüdür.

Fransa’da üniversite eğitimi ile ilgili genel bilgi almak isterseniz, bu yazımıza göz atmayı unutmayın!

Kaynak

  • Muséum national d’Histoire naturelle, Jardin des Plantes sayfası.
  • CNRS, “Le Jardin des Altérités: les migrations humaines racontées à travers l’histoire des plantes”.
  • Yazıdaki görseller ve bilgiler, hazırlanan çalışma dosyasındaki içerik esas alınarak düzenlenmiştir.

Yazar Hakkında

Öykü Ataytür

Yorum yap

Paylaş
Bağlantıyı kopyala