Gündem Hukuk

Fransa’da Kürtaj Hakkı Anayasal Güvence Altına Alınıyor

Senato oyladı, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Fransa’da kürtaj hakkı konusunu yeniden gündeme taşıdı: Anayasal güvence altına alınıyor!

Fransa’da kürtaj hakkı, anayasal bir hak olarak belirlenme aşamasına geldi. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, sosyal medya hesapları üzerinden, gebeliğin isteğe bağlı sonlandırılmasının (kürtaj) anayasada güvence altına alınacağını duyurdu:

“2024 yılında, kadınların bu hakka başvurma özgürlüğü mutlak bir hal alacak.”

Fransa’da Kürtaj Hakkı Anayasa’ya Eklenecek

Geçtiğimiz yılın Kasım ayında, Fransa Ulusal Meclisi, kürtaj hakkının anayasayla güvence altına alınmasına yönelik hazırlanan yasa tasarısını oy çoğunlu ile kabul etmişti. Bu tasarının, yasamanın diğer kanadı olan Senato tarafından kabul edilmesi bekleniyordu. Beklenen gerçekleşti ve tasarı nihayet onaylandı.

Ulusal Meclis kürtajı bir “hak” olarak nitelendirirken, Senato kürtaja başvurmanın bir “özgürlük” olduğuna vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, kadın hakları savunucusu olan avukat Gisèle Halimi adına yaptığı konuşmada, kürtaj hakkını Anayasa’ya dahil etme taahhüdünde bulunmuştu.

Kamuoyunun bu yönde beklentisi oluşması üzerine Macron, milletvekilleri ve derneklerin çalışmaları sonucunda hazırlanan Anayasa taslağının bu hafta Danıştay’a gönderileceğini ve yıl sonuna kadar Bakanlar Kurulu’na sunulacağını açıkladı. Hatırlarsanız, Fransa’da Anayasa’nın 89. maddesine göre Anayasa’da değişikliğe gidilmesi için ya referandum ya da yasamanın her iki kanadının en az beşte üçünün onayı gerekiyor. Görünen o ki Macron, milletvekilleri arasından çıkan bir tasarı üzerine yoğunlaşarak, bu değişikliğin referandum yerine parlamento yoluyla Anayasa’ya girmesini tercih ediyor. Bu da, yakın zamanda Versailles Sarayı’nda her iki meclisin de toplanacağı özel bir Kongre’nin habercisi. (Madde 89* : Anayasayı değiştirme girişiminde bulunma yetkisi Başbakanın teklifi üzerine Cumhurbaşkanına ve Parlamento üyelerine aittir. Değiştirme tasarı ya da teklifi 42’nci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen mühlet içinde görüşülmeli ve her iki Meclis tarafından de aynı hükümlerle kabul edilmelidir. Değişiklik, referandumla onaylandıktan sonra kesinlik kazanır. Bununla birlikte, Cumhurbaşkanı, değişiklik tasarısını Kongre halinde toplantıya çağrılan parlamentoya sunmaya karar verirse bu tasarı referanduma sunulmaz; bu takdirde, değişiklik tasarısının onaylanması, Kongrede kullanılan oyların beşte üçünün çoğunluğu ile mümkündür.)

Fransa’da Kürtaj Hakkının Tarihsel Gelişimi

Konu kürtaj hakkıyken Fransa geçmişindeki önemli değişimlerden bahsetmek gerekir. Öncelikle ilk adım, 17 Ocak 1975’te kadınlara bu hakkı tanıyan, “Veil Yasası” yürürlüğe girmesiyle oluyor. Adını ise, 20. yüzyıla damga vuran ve “Büyük Hanımefendi” olarak anılan ilk kadın Bakan Simone Veil’den alıyor. Veil, büyük tartışmaların içerisinde dimdik durarak kürtaj hakkını meclis gündemine getirerek, sonrasında yasallaşmasını sağlıyor. Bakanlığı döneminde, ağır eleştirilerin odağında olmasına rağmen kararından dönmeyen Veil, kadın hakları konusunda mücadeleci ruhundan asla taviz vermiyor.

Ardından, Bobigny olarak adlandırılan davanın sonucunda Fransa’da kürtaj artık “suç” olarak nitelendirilmiyor. Yargılamaların hedefinde, uğradığı tecavüz nedeniyle hamile kalması sonrasında yasadışı kürtaj yaptırmak suçundan, 16 yaşındaki Marie-Claire var. Halimi, 1972 yılında mevcut yasal düzenlemelerin adaletsizliklerini göstermek için duruşmayı politik bir mücadeleye dönüştürerek davanın seyrini değiştiren adımlarda bulundu. Büyük yankı uyandıran dava sürecinde, Marie-Claire’e olan destek, Paris meydanlarında protesto yürüyüşlerine kadar uzandı.

En nihayetinde mahkeme, yaşı, medeni durumu ve mahrumiyet halini “hafifletici sebep” olarak değerlendirerek, kızın beraatine karar verdi. Kararda, avukat Gisèle Halimi’nin rolü, kürtaj hakkının gelecekteki yeri adına belirleyiciydi. Aynı sene, Simone de Beauvoir ile beraber kurduğu en iyi örgütlü feminist topluluk olan Choisir, hem doğum kontrol yöntemlerini hem de kürtaj hakkını serbest hale getiren ve istenmeyen gebeliklerin önüne geçilmesi için aile planlaması merkezlerinin kurulmasına yönelik bir kanun taslağı da hazırlamıştır.

Konu hakkında detaylı okuma yapmak isterseniz “Fransa’da Kürtaj Hakkı ve Simone Veil” başlıklı yazıya göz atabilirsiniz.

Kürtaj Hakkına Dair Güncel Gelişmeler

Tarihteki baskın ayak seslerinin etkisi tartışılamaz bir gerçekken, günümüzde de tatmin edici adımlar atılmaya devam ediyor. Şubat 2022’de Parlamento, Fransa’da kürtaj hakkı konusunda önemli bir karar verdi. Yasal kürtaj süresinin gebeliğin 12. haftasından 14. haftasına uzatılmasını öngören yasa teklifi Parlamento tarafından kabul etmişti. Diğer yandan, Haziran 2022’de, ABD Yüksek Mahkemesi’nin bir kadına anayasal kürtaj hakkı tanıyan ve ülke çapında yasallaştıran 1973 tarihli “Roe v Wade” kararını bozması, dünya genelinde geniş çaplı bir tartışmaya sebebiyet vermişti.

Fransa genelinde eylemlere neden olan karar “Kürtaj bir temek haktır“, “Benim bedenim, benim seçimim, benim hakkım“, “Çocuk sahibi olmak bir seçenek, kürtaj olmak bir haktır” sloganlarıyla desteklendi. Fransa dışındaki ülkelerin kürtaj hakkı üzerindeki tavrı ise değişkenlik gösteriyor.

Avrupa Ülkelerinden Farklı Kürtaj Hakkı Yaklaşımları

Örneğin Polonya, kürtaja sadece tecavüz ve annenin sağlığı risk altındaysa yasal olarak izin verilebileceği kararını koruyor. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi, fetüsün kusurlu oluştuğu durumlarda yapılan kürtajların da anayasaya aykırı olduğunu belirtiyor. 2021’de alınan karar gerekçesinde, fetüsün ciddi şekilde kusurlu olması ya da tedavi edilemez şekilde hastalık ihtimalinin bulunmasının doğum öncesi aşamadaki bir kişiyi hayattan mahrum bırakmak için yeterli bir neden olmadığı vurgulanıyor. İtalya’da ise genel seçimi aşırı sağcı partisinin ilk sırada bitirmesi üzerine, kürtaj hakkına olan erişim eskisiye oranla daha kısıtlı.

Fransız Anayasası’nda Kürtaj Nasıl Karşılık Bulacak?

Fransa’nın bu konudaki duruşu kararlı ve netken, şimdilerde Macron, uzun zamandır arkasında durduğu kürtaj hakkını sadece sözel olarak değil, ilelebet korumak için Anayasa değişikliğine gidiyor. Bu karar, tüm kadınlar adına bir zafer ve hakların bazı nedenlerden kaybolmaya başladığı diğer ülkelere gönderilen güçlü bir mesaj olarak görülüyor. Macron’un açıklamasının ardından bahsettiğimiz yasa tasarısının Anayasa’nın hali hazırda var olan 34. maddesine şu şekilde ekleneceği iddia ediliyor:

“Aynı zamanda bu madde, kadınların gebeliği isteğe bağlı sonlandırması özgürlüğünü ve onlara sunulan bu hakkı kullanmaları için gerekli koşulları belirliyor.

Macron’da yeni bir açıklama bekleyinceye dek, yazıyı avukat Gisèle Halimi’nin sözleriyle noktalayalım :

Kendi bedenine sahip olmak için savaşmak, tüm kadınlar için apaçık bir gereklilikti. Kadın özgür olmalı! İstediği zaman çocuk doğurmalı. Birine yaşam ver­mek sadece ‘istek’ ile olur. Kendi hakkımda karar verme özgürlüğüm var.

Gisèle Halimi

Yazar Hakkında

Zülal Ayyüce

Yorum yap

Paylaş
Bağlantıyı kopyala